Atatürkçü Düşünce Sisteminde Milliyetçilik Kavramı

2010-11-25 19:59:00

Milliyetçilik

 

   Genel Olarak Milliyetçiliğin Açıklanması

    Milliyetçilik (Ulusçuluk); bireyde genetik, fiziksel, kültürel, toplumsal ve doğal koşulların etkisi altında gelişen ve bir ulusun bireylerinde ortak olan duyguların, ülkülerin ve değerlerin toplamıdır. Bu duygu ve değerler, her zaman için bireysel çıkarların üstünde tutulur. Ulus için önemli ve kazançlı olan bir günd , ortak sevinç duyulur. Örneğin; ulusal bayramlarda, çeşitli alanlarda (bilim, sanat  spor vb. ) kazanılan başarılarda ortak mutluluk dile getirilir. Ya da tam tersine, ulusun genel çıkarlarına bir zarar gelmesi durumunda, aynı şekilde ortak acı paylaşılır. Bu gibi olaylarda toplumun bireyleri dayanışma içine girerler. Örneğin; büyük bir sel felaketi, deprem ve yangın, savaşlardaki yenilgiler, ya da herhangi bir konudaki başarısızlık, ulus açısından önemli birinin kaybedilmesi gibi durumlarda ortak üzüntü paylaşılır.

 

    Ulusçuluk duygusu, insanlık tarihi kadar eski olmasına karşın, Fransız İhtilali’nden sonra önüne geçilmez bir durum almıştır. Her ulusun kendi ulusal devletlerini kurma isteği, çok uluslu imparatorlukların dağılmasına neden olmuştur. Osmanlı Devleti de çok uluslu  bir yapıya sahipti. Bu nedenle, onun dağılması da kaçınılmazdı. Genç Osmanlı aydınlarının bu dağılmayı görerek, ortaya attıkları vatan ve siyasal birlik kavramına dayanan“Osmanlıcılık” başarılı olamamıştır. Din birliğini öngören “İslamcılık” düşüncesi de aynı sonla karşı karşıya kalmıştır. İçinde ırk öğesinin yer aldığı “Turancılık” düşüncesinin de, İttihat ve Terakki’nin başarısızlığı ile etkisiz duruma gelmesi, Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı yıllarında daha birleştirici öğeleri olan çağdaş ve yeni bir ulusçuluk anlayışı ile ortaya çıkmasına neden olmuştur.

 

    Atatürkçü Düşünce Sisteminde Milliyetçilik Kavramı

 

    Atatürk'ün ulusçuluk anlayışı, din ve ırk birliğine dayanmaz. Atatürk, ulusçuluk anlayışını, çağdaş bilim adamlarının da kabul ettiği temel ilkeler çerçevesinde belirlemiştir. Bu ilkeler; coğrafi ve siyasal birlik, kültür, tarih birliği ve ülkü birliği olarak başlıklandırılabilir. Daha açık bir anlatımla; aynı vatanı paylaşan, aynı siyasal yönetim altında yaşayan, aralarında tarihin derinliklerinden gelen birliktelik olan ve bu ortaklıklarını sürdürmek isteyen insanların oluşturduğu toplum, ulus olmaya hak kazanmış demektir. Bu nedenledir ki  Atatürk; Türk Ulusu'nun oluşumunda etkili olan ögeleri şöyle sıralamaktadır :

 

   -Siyasal varlıkta birlik

    -Dil birliği

    -Yurt birliği

    -Köken birliği

    -Tarihsel yakınlık

    -Ahlaksal yakınlık

 

    Bir ulusun oluşumunda, bu öğelerin tamamının bulunması zorunluluğu yoktur. Ancak Türk Ulusu'nun oluşumunda bu öğelerin bir bütün olarak varlığı, ulusun bireyleri arasında , daha zengin ve güçlü bir bağ kurulmasında çok etkili olmuştur.

    Bir ulusun tarihinde geçirdiği büyük felaket ve acılar, o ulus içinde yer alan farklı etnik grupların birbirleriyle kaynaşmasını sağlar. Bu süreç, ulusun oluşumunda çok etkili olur. Türk  Tarihi'nde yaşanan Milli Kurtuluş Savaşı da bunun en somut örneğidir. Bu yüzdendir ki; Atatürk, "Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir." şeklinde bir tanım yapmıştır. Atatürk, "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü söylerken de, bu noktayı göz önünde bulundurmuş ve tek bir etnik grubu ifade etmediğini açıklamak istemiştir. Eğer Atatürk bu sözünde etnik bir amaç gütseydi, “Ne mutlu Türk olana” şeklinde bir yaklaşımda bulunması gerekirdi.

   Bugünkü topraklar üzerinde yaşayan ve Türk Ulusu olarak adlandırılan insanların, en az bin yıllık bir geçmişe dayanan zengin bir kültür, tarih, vatan, siyasal birlikteliği vardır. Günümüzün en güçlü devleti olan Amerika Birleşik Devletleri’nin bile, iki yüz yirmi yıllık bir tarihe sahip olduğu göz önüne alınırsa, bu ortaklığın önemi daha iyi anlaşılır. Atatürk, ulusun  başka bir tanımını yaparken de; “Ulus, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasal ve sosyal bir bütündür.” diyerek,  ulus için genel bir tanım yapmıştır. Bir ulusun oluşumunda kültürel birliğe Atatürk kadar önem veren başka bir lidere tarihte rastlamak olanaksızdır. Bu duruma işaret eden Atatürk, ulus için şu kısa tanımı yapmayı uygun bulmuştur: “Aynı kültürden olan insanlardan oluşan topluma ulus denir.”

    Türkiye Cumhuriyeti için 1924’te yapılan Anayasa’da, hiçbir biçimde din, mezhep ve ırk ayrımı gözetilmemiş ; “Türkiye halkına din ve ırk ayrımı olmaksızın Türk denir” şeklinde bir yaklaşım içinde bulunulmuştur.

    Atatürk ulusçuluğunun; başka ulusların da mutluluğunu düşünen, insancıl, çağdaş, barışçı, laik saldırganlığı ırkçılığı ve sınıf kavgalarını reddeden niteliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlayış,Türk Ulusu'nun öz değerlerinin korunmasını ve dünya uluslarının yararlı bir öğesi olmayı da ön planda tutmaktadır.

 

 

 

Ulusal Birlik ve Beraberliğin Anlamı ve Önemi

 

 

    Bir ulusun oluşumunda kültür ve tarih birliğinin ne denli önemi varsa, o ulusun güçlü bir şekilde, sonsuza kadar yaşayabilmesi için de ülkü birliğinin önemi vardır.

    Kuşkusuz bir ulusu meydana getiren bireylerin sosyal ve ekonomik konumları aynı değildir. Kimisi zengin, kimi orta güçte ve önemli bir bölümü de yoksul olabilir. Bu insanların eğitim düzeyleri, yaşayış biçimleri ve sosyal konumları da farklı olacaktır. Böyle bir durumda, bu insanları bir ortak temel etrafında birleştiren değerler neler olabilir?

    Bu bireylerin uzerinde yaşadıklari toprak, yani vatan, bağlı bulunduklari kültürel değerler, siyasi kurumlar olan devlet, ulusun ifadesi olan bayrak ve ulusal marş gibi değerler, bu ortak değerler arasında sayılabilir. Ayrıca bireylerin atalarının ya da bizzat kendilerinin ortaklaşa yaşadıkları felaket ve acılar, mutluluklar da bu ortak değerlerden sayılır. Bu ve benzeri ortak yanların yanı sıra, daha sonraki zamanlarda yaşanması olası bulunan olaylara karşı hazırlıklı olma düşüncesi, kendi ulusunu güçlü ve çağdaş uluslar düzeyinde görme amacı da, bir ulusun genel ülküsünü oluşturur. Ülküsüz bir ulus, pusulası olmayan bir gemiden baska bir sey değildir. Bu nedenle, genç kuşaklara verilen eğitim programlarında buna özen gösterilmelidir. Ulusal birlik ve beraberliğe sahip olan uluslar, her  türlü güçlüğü yenmesini bilmişlerdir. Bunun en güzel örneğini Kurtuluş Savaşı sırasında Türkler vermişlerdir.

    Dünyanın en güçlü orduları tarafından işgal edilmiş, ordusuz ve yönetimsiz bırakılmış yoksul bir ulus, bu zorluklara karşı koyarak  hem içerideki işbirlikçilerle savaşmış, hem de emperyalistleri ağır bir bozguna uğratmıştır. Atatürk’ün deyimiyle; "Türk Ulusu, ulusal birlik ve beraberlik içinde bütün güçlükleri yenmesini bilmiştir.” Ulusal birlik ve beraberlik içinde bulunmayan ulusların çözülmesi, devletlerin yıkılması çok kolaydır. Bu nedenle günümüzde, sömürücü devletler, ekonomik ve siyasi bakımdan ele geçirmek istedikleri ülkelerin, içerden cözülmesini, dağılıp yıkılmasını sağlamayı amaçlamışlardır. Bu yöntem, bireylere değişik biçimlerde ve onların en duyarlı oldukları konular haline getirilerek sunulmaktadır. Bu durum farkedildiği zaman ise, ya çok geç kalınmış olmakta, yada devlet, maddi ve manevi bakımdan ağır kayıplara uğramaktadır. Kürt sorunu veya Güney-Doğu sorunu olarak topluma sunulan sorun bunun en güzel örneği olup, Türkiye'nin  maddi ve manevi bakımdan büyük kayıplara uğramasına yol açmıştır. 

Atatürk, ayrılıkçılar konusunda ise ;

"Bugünkü Türk Ulusu siyasi ve toplumsal yapısı içinde kendilerine kürtlük düşüncesi, çerkezlik düşüncesi  ve hatta lâzlık düşüncesi veya boşnaklık düşüncesi propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve ulusdaşlarımız vardır. Fakat geçmişin zorba dönemlerinin devirleri ürünleri olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aracı, gerici beyinsizinden başka hiçbir ulus bireyi üzerinde üzüntüden başka bir etki yaratmamıştır. Çünkü bu ulusun bireyleri de bütün Türk topluluğu gibi, aynı ortak maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar ." diyerek, bu gibi girişimlerin ulusal birliğe, bütünlüğe büyük zarar verdiğini açıklamış ve tarihsel bir uyarıda bulunmuştu. 

    Atatürk'e göre; bir ulus, başka uluslardan saygı görebilmek için, önce kendi ulusuna karşı saygılı olmak zorundadır. Atatürk”ün bu konudaki şu sözlerinin unutulmaması yerinde olur :

 

 

 "Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak, öncelikle bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı, hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki ulusal benliğini bulamayan uluslar, başka ulusların avıdır.”

 

    Atatürk bir başka konuşmasinda da; “Biz, esasen ulusal  varlığın temelini, ulusal birlikte görmekteyiz.” diyerek, konuya verdiği önemi göstermek istemiştir.

 

    Atatürk Milliyetçiliğinde Ulusal Birlik ve Beraberliği Güçlendiren Ögeler

 

    Biraz önce de anlatıldığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde yaşayan bireylerin siyasal, kültürel ve tarihsel ortaklıklarının tarihi, bin yıllık bir döneme dayanmaktadır. Bu ortak gelişim, Türk Ulusunun en önemli zenginlik kaynaklarından biridir. Bu topraklar üzerinde yaşayanlar, söz konusu süreç içinde aynı ortak kaderi paylaşmışlardır.

    Kurtuluş Savaşı sırasında ise, Türk Ulusu bir ölüm-kalım savaşı içine girmiştir. Bu savaş sırasında da Anadolu insanları, omuz omuza çarpışmışlar ve bin yıllık birlikteliklerini daha da pekiştirmişlerdir. Atatürk'ün de vurguladığı gibi, Türk ulusu'nu oluşturan bireyler arasındaki siyasi, kültürel, coğrafi ve tarihsel yakınlıklar ulusal birlik ve beraberliği güçlendiren en önemli öğelerdir. Öte yandan cumhuriyetle birlikte gerçekleştirilmeye başlanan siyasal, hukuksal eşitlik ve sosyal devlet anlayışına dayanan devlet düzeni, ulusal birlik ve beraberliğin güçlenmesinde etkili olmustur.

 

    Milliyetçiliğin Türk Toplumundaki Etkileri

 

    Türk ulusçuluğu ile daha önceki yüzyıllarda yaşanan din, mezhep ve ırk ayrımlarından kaynaklanan savaşlara son verilmistir. Türk ulusçuluğu ile en sağlam birliktelik olan siyasal, kültürel ve ülkü birliğine dayanan önemli bir birlikteliğin temeli atılmıştır. Türk ulusçuluğu, barışçı bir hedefi öngördüğünden saldırgan ve yayılmacı amaçları reddetmiş, daha gerçekçi bir politikaya dayandırılmıştır. Türk ulusçuluğunun getirdiği siyasi, sosyal ve hukuksal eşitlik  Türk toplumunu oluşturan bireylere güven vermiş, onların aralarında yararlı bir yarışa girmelerinde etkili olmuştur.

 

 

 

64
0
0
Yorum Yaz
ucuz sigara
TOPlist