20 07 2010

mutfak terimleri

ACIKULAK (Kuzukulağı): Yaprakları ekşi olan, ıspanağa benzeyen ve salata yapımında kullanılan küçük yapraklı bir bitki (çiğ ve pişmiş olarak yenebilir).

ADİSYON (Fr. Adition): Lokanta hesabı.

AĞARTMA (Blanşi): Yumurta sarısı ve şeker karışımını bir müddet çırparak beyazlatma. Örneğin; vanilya sos yapımında yumurta sarıları önce ağartılır.

AĞDALAŞMA: Şekerli sıvılar için kullanılan, koyulaşma anlamı. Tatlı şurubunun ağdalaşmaya başlaması; yanişurubun kıvama gelmesi.

ALAKART (Fr. A la carte): Mönüden seçilerek, sipariş üzerine yapılan yemek servisi yöntemi. Seçebilme özelliği olan yemek listesi veya mönüsü.

ALAVAPÖR (Fr. A la vapeur): Buharda pişirme usulü.

ALAZLAMAK: Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek; aleve tutmak.

ALDANTE: Normalden daha az pişirme usulü (Aldante spagetti). Daha çok makarnalar için kullanılan bir terim.

ALÜMET (Fr. Allumette): Kalın kibrit çöpü şeklinde kesilmiş patates veya başka bir yiyecek.

ALÜMİNYUM FOLYO veya KÂĞIT: Mutfaklarda yiyecekleri korumak için kullanılan alüminyumdan yapılmış kâğıt.

AMİNO ASİT: Proteinin bileşimini oluşturan birimler.

AMORTİSMAN: Değer kaybı. Bir ekipmanın, bir yapının veya başka bir unsurun maliyetini dönemlere bölerek masraf gösterim işlemleridir. Muhasebe unsuru.

ANÇÜEZ: Hamsiye benzeyen, küçük bir deniz balığından (Anchoi) yapılan yağlı ve tuzlu küçük balık filetosu. Genelde konserve olarak satılır.

ANGLEZ (Fr. Anglaise) PİŞİRME USULÜ: Suda kaynatarak pişirme. Saf suda haşlayarak pişirme usulü.

ANTİSEPTİK (Fr. Antiseptique): Mikrop öldürücü.

ANTRE (Fr. Entree): a- Ordövr. b- Ana yemeklerden önce yenen başlangıç yemeği.

ANTREME (Fr. Entremet): a- Ana yemekle tatlı arasında yenen hafif şekerli tatlılar (sufle, benye, krep vb.) b- Yapımı zor olmayan tatlılar.

ANTREMETİYE (Fr. Entremetier): Sebze ve çorba yemeklerini yapan aşçı.

APERİTİF (Fr. Aperitif): İştahı açmak için, yemekten önce içilen içkiler.

ARAROT (İng. Arrow-root): Amerika.da yetişen bir bitkiden yapılan nişasta.

ARITMA: Berraklaştırma veya rafine etme. Konseme, et suyu, erimiş tereyağı vb. berraklaştırmak.

AROMA (Fr. Aromat): Koku. Tat.

AROMALI BİTKİLER: Tarhun, nane, dereotu, maydanoz, kekik, fesleğen, defneyaprağı, biberiye vb.

AROMATİK (Fr. Aromatique): Sebze ya da hoş kokulu bitkilerden elde edilen tat.

AROMATİK MALZEME: Tat, lezzet ve koku amacıyla doğranarak veya bütün olarak hazırlanan soğan, havuç, kereviz dalı, pırasa yaprağı, maydanoz sapı, kekik, defne yaprağı, karanfil vb. Bu aromatik malzemeler, genelde, yemek pişiminden sonra atılır veya başka bir yerde kullanıl

ARPACIK SOĞANI: Fındık büyüklüğünde kuru soğan. Soğan tohumu.

ASİDİFİYE (Fr. Acidifier): Limon suyu veya sirke gibi sıvılarla yiyeceğe ekşilik katma.

ASPİK (Fr. Aspic): a- Jöle içerisinde dondurulmuş soğuk yemek b- Jöle ile kaplanmış veya parlatılmış etli yemek.

AVİTAMİNOZ: Vitamin yetersizliği.

AVOKADO: Armut biçiminde, yeşil bir sebze (salatalarla ya da salata sosuyla yenir).

AYOLİ (Fr. Aïoli): Zeytinyağı ile yapılmış mayonez cinsinden sarımsaklı bir sos.

BAGET (Fr. Baguette): a-Piliç budunun ayak kısmı (incik). b- Uzun ve ince (baton şekli) fransız ekmeği.

BAĞLAMAK: Koyulaştırmak.

BAHARAT DEMETİ: Bukegarni (Fr. Bouquet garni); aromatik bitkilerden yapılan bir demet.

BAHÜ (Fr. Bahut): Kulplu orta boy ve küçük tencere.

BAKİNG-POWDER: Kabartma tozu.

BAKLAGİLLER: Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi gıdaların genel adı.

BAKTERİ: Tek hücreli ve milimetrenin binde biri büyüklüğünde mikroorganizma veya mikrop.

BAKTERİSİT: Bakteri öldüren sıvı sabun (mutfak için).

BARBEKÜ: Odum kömüründe pişirme usulü.

BASINÇLI TENCEREDE PİŞİRME USULÜ: Düdüklü tencerede yemek pişirme.

BASİT HAMUR: Un, su, bazen de yumurta ve tuzla hazırlanan katı hamur. 1 kg unun yarısı kadar sıvı (2 yumurta ve 400 gr su veya 1 yumurta 450 gr su) katılıp hazırlanan hamur

BASMATİ PİRİNÇ: Kokulu ve ince uzun Asya pirinci. Çilav veya İran pilavı yapılır. Genelde, haşlanarak pişirilir.

BASTI: Bir biri üzerine gelecek, muntazam, şekilde ve daire biçiminde dizilerek kısık ateşte pişirilen etli, zeytinyağlı veya sade yemekler (etli bamya bastısı, tereyağlı kabak bastısı, terbiyeli kereviz bastısı vb).

BATONET (Fr. Batonette): Çubuk biçiminde kesilmiş maddeler. Çubuk.

BAVET (Fr. Bavette): Sığırın karın boşluğunun alt kısmında bulunan, kaburgalara bağlı, bifteklik et parçası.

BELVÜ (Fr. Belle vue): Güzel görünüm. Dekorlu veya hoş görünüm.

BENMARİ (Fr. Bain-marie) PİŞİRME USULÜ: Sıcak su bulunan bir kaba, başka bir kap oturtarak narin besinleri pişirme usulü.

BENMARİ (Fr. Bain-marie): Uzun silindir biçimli ve saplı bir sos bekletme kabı.

BENYE (Fr. Beignet): Fri hamuruna bulanarak, yağda kızartılan meyve lokumu(elmalı benye, ananaslı benye vb.).

BERİBERİ: B vitamini (tiamin) eksikliğinden ileri gelen haltalık.

BEŞAMEL (Fr. Bechamel): Temel ölçüsü 70 gr tereyağı, 70 gr un, 1 L süt olan beyaz sos.

BEYKIN (İng. Bacon): Domuz döşü fümesi.

BEZE: a-Hamur topağı. b-Yumurta akı ve şekerden yapılan kuru pasta.

BİBERİYE: Kısa iğne yapraklı, özel kokusu olan, bodur ağaç türü. Bir çok yemekte, çeşni olarak, kullanılan aromalı bitki.

BİFTEK (Agl. Beefsteak): Birinci kategori et parçalarından alınmış bir porsiyonluk, çabuk pişen, yassı, et parçası.

BİGARAD (Fr. Bigarade): Kahverengi fond.dan veya dömiglastan yapılan, tatlımsı sos; portakal, incir, şeftali, vişne gibi meyveler ile hazırlanan sos.

BİRİNCİ KATEGORİ ETLER: Çabuk pişebilen yumuşak et parçaları (bonfile, kontrfile, antrkot, ongle, bavet, kuzu budu, kuzu pirzola).

BİR TAŞIM KAYNATMAK: Bir defa kaynatıp almak. Kaynamaya başlama anı.

BİTTER ÇİKOLATA: 1veya 2 kiloluk kalıp halinde işlenmemiş çikolata. Profesyonel ürün satan yerlerden satın alınır.

BİYOLOJİK: Yaşam, hayat, canlılık ve dirilikle ilgili.

BLANŞİ (Fr. Blanchir) Şok haşlama usulü: a-Sebzeler için; sebzeyi kaynar suya batırarak yumuşatıp, soğuk sudan geçirip süzme usulü. b- Etler ve baklagiller için; soğuk suya konup kaynayana kadar ısıtıp, soğuk sudan geçirme ve süzme usulü c- Pastacılık için; şeker ile yumurta sarısını çırparak, b

BLENDER: Çırpma, çekme, ezme veya kıyma makinesi.

BOCA ETMEK: İçine karıştırmak, ilave etmek, eklemek.

BOLSUDAYIKAMA: Geniş ve derin bir kaba su doldurulup içine temizlenecek yiyecekler atılıp parmak uçlarıyla karıştırılarak yıkanır. Mesela ıspanak, kumları aksın diye, 2-3 defa bol suda yıkanır.

BOL YAĞDA KIZARTMA: Fritözde kızartma.

BONFİLE: Kasaplık hayvanların sırt kısmının iç tarafındaki kemiksiz, yumuşak parça; hayvanın en değerli bölümü.

BOYNUZ: Yağlı kâğıttan boynuz şekli dürülerek yapılan ve içine süs unsuru koyup pastaların üzerine sıkılarak yazı yazma veya dekor yapma işine yarayan kâğıt torba.

BOZA: Aşurelik buğday, şeker ve az pirinçten, ezilerek yapılan, mayalandırılmış bir içecek.

BÖRMANİYE (Fr. Beurre manié): Bağlamak veya koyulaştırmak amacı ile yapılan tereyağı un karışımı; çiğ meyane.

BÖRTTÜRMEK: a-Suda hafif haşlama. b-Yağda hafif kavurma. c- Biraz pişirerek yumuşatma.

BRANDY: Amerikan konyağı.

BREZE (Fr. Braisé) PİŞİRME USULÜ: Fırında, az sıvı ile yavaş yavaş pişirme usulü.

BRİYOŞ (Fr. Brilloche): Çörek veya bir nevi yağlı çörek ekmeği.

BROKOLİ: Yeşil karnabahar (karnabahar ailesinden bir sebze).

BRÜNUAZ (Fr. Brunoise): Sebzelerin, tavla zarı şeklinde doğranmış biçimi.

BUİLLON (Fr.) (Buiyon): Marketlerde satılan tablet veya toz et sularına verilen ad.

BUİYİ (Fr. Bouilli) PİŞİRME USULÜ: Herhangi bir sıvı içinde kaynatarak pişirme usulü.

BUKEGARNİ (Fr. Bouquet garni): Yemeğe aromatik koku veren; pırasa yaprağı, maydanoz sapı, havuç parçası, kekik ve defne yaprağından oluşan iple bağlanmış bir demet (10 cm uzunluğunda 3 cm çapında).

BUKET (Fr. Bouquet): Demet, öbek, bağ.

BULAMAÇ: Suyla unu karıştırarak elde edilen sulu ve cıvık hamur.

BULAMAK: Bir maddeyi, başka bir malzeme ile kaplamak (un bulamak, hamur bulamak, galeta bulamak vb).

BULYON veya BUYON (Fr.Bouillon): Tablet veya toz olarak satılan et, tavuk, vb... suyu.

BUMBAR: Koyun veya sığır kalın bağırsağı. Dolması yapılır.

CEREAL (sereal): Tahıl; tahıl ekmeği (çavdar, yulaf ekmeği).

CIVIK HAMUR: Akıcı kıvamda hazırlanan hamurlar. Mesela; fri hamuru.

CİNCER (İng. Ginger): Zencefil. Aromatik ve acı olan bir Asya bitkisi.

CİPS: Bol yağda kızartılmış yaprak patates (çok ince kesilip kızartılmış patates).

CİVCİV: 300 ila 700 gr ası gelen genç piliç. Tek kişilik veya çift kişiliktir.

CİZLEME: Mayalı cıvık hamurdan yapılan büyük ve kalın krep (Bolu yöresinde çok bilinir). cl: santilitre; 10 cl = 100 gr. 100 cl = 1 litre. cm: santimetre; cm metrenin yüzde biri.

COST (Kost): Maliyet.

CUİT AU FOUR (Fr.) (Küvi ofur): Fırında pişirme usulü.

ÇEKİLMİŞ EKMEK İÇİ: Normal ekmeğin (francala, tost, yuvarlak...) dış kabukları alınıp içi, bir rondo veya blender yardımıyla çekilerek inceltilir.

ÇEKİLMİŞ: Kıyılmış, doğranmış.

ÇEKTİRME: a- Bir sıvıyı kaynatarak azaltma. b- Kaynatarak koyulaştırma veya sıvının özünü bırakma.

ÇELTİK: İşlenmemiş pirinç tanesi.

ÇEŞNİ: Tat verme (tuz, biber, baharat... gibi tatlandırıcılar)

ÇEVİRMEK: a- Sebze için; sebzeleri aynı boyda kesip yontarak düzgün ve süslü şekil verme usulü (çevrilmiş havuç, çevrilmiş patates vb.) b- Döndürmek.

ÇIRPMA KABI: Dibi tümsek olan ve çırpma işlemine elverişli olan metal kap veya tencere. Mayonez tenceresi.

ÇIRPMA: Bir çırpma teli yardımıyla, çırpılacak malzemeye, havada daireler çizdirip, içine hava aldırarak çırpılma şekli.

ÇİRPEK: Taze fasulyede veya bazı sebzelerde bulunan lifli kısım. Pişmeyerek ağza gelir.

ÇUŞKA: Kırmızı acı biber.

DAMLA ÇİKOLATA: Nohut büyüklüğünde taneler halinde satılan ve pastacılık işlerinde kullanılan çikolata türü.

DANAFOND (Fr. Fond de veau): Dana kemiği ve aromatik malzemelerle yapılan ana sos; kahverengi veya beyaz olur (sos bölümüne bakınız). Dömiglas.

DANA MADALYON: Dana bonfileden kesilmiş bir santim kalınlığında bonfile parçaları. Kişi başına 2 veya üç parça düşer.

DARI FÜLFÜL: 4 . 6 cm, koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli olan meyveler.

DEGLASAJ (Fr. Deglaçage): Pişme kabının dibine akarak yapışan maddeyi bir sıvı (su, et suyu şarap) ile sulandırma usulü; tavuğun piştiği kaba biraz su ilave ederek elde edilen jü.yü yapma yöntemi.

DEGORJE (Fr. Dégorger): (Etlerle ilgili olarak), arıtıp kanını akıtmak için bir müddet suya yatırma yöntemi. (Sebzeler için) tuz, sirke veya limon suyundan geçirerek sebzenin acısını, sertliğini veya hoşa gitmeyen kokusunu almak amacı ile yapılan işlem.

DEMLENMEK: Piştikten sonra, bir süre bekletilerek kıvama gelmek.

DENİZ KESTANESİ: Dikenlerle örtülü, yuvarlak kabuklu deniz mahsulü. İstiridye gibi, içi çiğ yenebilir.

DERECELİ ŞURUP: Tatlı şurubunun kıvam noktasıdır. Şurubun bilimsel yöntemle hazırlanış şeklidir.

DERİN KIZARTICI: Bol yağda kızartma aleti (fritöz).

DESER (Fr. Dessert): Tatlı-pasta, tatlı yiyecekler.

DEZENFEKTAN (Fr. Désinfectent): Mikropsuzlaştırıcı madde; mikroplardan temizleyici madde.

DOMALAN: Akslı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki, yer mantarı.

DÖMİGLAS (Fr. Demi-glace): Kahverengi dana fond.u yarıya kadar çektirerek elde edilen temel sos (et yemeği soslarında kullanılır). Kahverengi veya esmer et suyu.

DUY(Fr. Douille): Krema torbasının ucuna takılan düz veya tırtırlı huni

EBEGÜMECİ: Doğal olarak yetişen ve yaprakları sebze gibi yenen bir bitki.

EDEVAT: Bir iş için gerekli olan malzemelerin ve aletlerin tümü (bıçak, satır, çırpma teli vb).

EGZOTİK (Fr. Exotique): Uzak ülkelere ait. Uzak ülkelerde yetiştirilip bazen bizde de bulunabilen malzememler. Egzotik meyveler; ananas, mang, liçiyz, kivi vb.

EKLER (Fr. Eclaire): Pişmiş hamurdan yapılan şuale krem tatlısının uzun olanı.

EKMEK AYVASI: Gevrek ve sulu bir tür ayva.

EKMEK KÜFÜ: Doğal olarak ekmek, peynir vb. yiyecekler üzerinde gelişen (mikro) akslı mantar.

EKMEK UFAĞI: Ekmek kırıntısı.

EKŞİKULAK: Kuzukulağı.

EKŞİMİK: Sütten yapılan bir çeşit peynir, kesmik, çökelek.

EKTİ: Her yiyeceği canı çeken.

EL BEZİ: Torşon. Aşçıların kullandığı kurulama ve sıcak şeyleri tutmaya yarayan pamuklu bez.

EL MİKSERİ: Elle tutulup ezilecek medenin içine batırılarak ezme işime yarayan ve ucunda dönen kesici bıçağı bulunan motorlu el aleti.

EMENSE (Fr. Emincer): Bir yiyeceği 4-5 cm uzunluğunda ve 1-2 cm eninde ince dilimlere doğrama (kesme).

EMÜLSİYONE (Fr. Emulsionné): Yumurta sarısı, hardal, sirke, limon suyu, tereyağı veya sıvı yağla yapılan sıcak veya soğuk sos yapım tekniği.

ENDÜSTRİYELTAVUK veya PİLİÇ: Tavuk çiftliklerinde (45 günde) yetiştirilen piliçler.

ENVANTER (Fr. İnventaire): Mutfakta, bir dönemlik, malzeme sayımı sonunda tüketilen ve kalan malzemeleri gösteren evrak. (mutfak için).

ENZİMATİK SALGI: Ağız sulanması; organik salgı.

ESKALOP (Fr. Escalope): Dövülerek inceltilmiş, dilim şeklinde dana, tavuk, hindi eti; kemiksiz, yağsız ve sinirsiz dilim parçası.

ESTRAGON (Fr. Estragon): Tarhun otu; bir aromatik bitki.

ETAJER (Fr): Raf.

ETÜVE (Fr. Etuvé) PİŞİRME USULÜ: Bir yiyeceği, üzeri kapalı olarak, kendi suyuyla bazen de biraz sıvı ekleyerek ve biraz tereyağı ile çok hafif ateşte pişirme veya ısıtma usulü. Buğulama.

ETÜVE (Fr. Etuvé) VAPÖR PİŞİRME USULÜ: Bir yiyeceği, üzeri kapalı olarak, basınçsız buharda pişirme veya ısıtma usulü (kaynayan suyun üzerine, bir elek konur, üzerine balık filetosu konup alüminyum kâğıtla örtülerek pişirme yöntemi). Kaynar suyun buharıyl

EVYE (Fr): Lavabo. Çeşme.

EZME: Püre. F

 

FAST-FOOD (Fast-fud): Hızlı yemek servisi veren lokantalar. Hızlı yemek servisi.

FERMANTASYON (Fr. Fermentation): Mayalanma.

FERMANTE (Fr. Fermenté): Mayalanmış veya dönmüş.

FISKE: a- Çok az miktar. b- İki parmak ucu ile tutulabilen miktar.

FİKS MÖNÜ (Fr. Fixe menu): Tek tarife uygulanan ve sınırlı seçme olasılığı olan yemek mönüsü.

FİLE BADEM: Soyulup ince dilimlenmiş badem. Pul badem.

FİLEMİNYON (Fr. Filet mignon): Küçük bonfile parçası.

FİLETO: a- Balıktan, ayırarak çıkartılan kılçıksız balık eti. b- Ördek, tavuk ve hindinin kemiksiz göğüs eti. c- Kasaplık hayvanların bonfilesi bazen de kontrfilesi.

FİRİK: Olgunlaşmamış buğday başağı. Taze buğday.

FİZYOLOJİK: Doğal, normal olarak hücrelerin ve dokunun işleme durumu.

FLAMBE(Fr. :Flamber): a-Müşteri önünde, alkol (konyak) dökerek alevlendirilen yemek veya tatlılara (Deserlere) verilen ad (krep flambe, muz flambe). b- Bir maddeyi aleve tutarak alazlama usulü (aleve tutma usulü).

FLÖRON (Fr. Fleuron): Soslu balık filetosu yemeklerinin yanına garnitür olarak konan ay şeklindeki küçük börek.

FOND DÖ VO (Fr. Fond de veau): Dana fondu; dana kemiğinden yapılan et suyu veya salçası. Temel sos.

FONDAN(Fr. Fondant): Pastacılıkta kullanılan beyaz şekerleme; suale ve ekler tatlısının üzerine sürülen madde.

FONSE (Fr. Foncer): Bir turta kalıbının veya çemberinin köşelerine tart hamurunu (pişerken hamurun kenarları çökmesin diye) iyice bastırarak yerleştirmek.

FOOD & BEVERAGE (F.&.B.) (fud end bevereyc): Yiyecek ve içecek.

FORMA: Hamur, ekmek veya başka bir unsuru süslü biçimde kesmek için kullanılan el aleti (yıldız, çember, ay çiçek vb. şeklinde olur).

FOTOSEL: Yaklaşıldığı zaman kendiliğinden çalışır cihaz veya alet. Fotoselli musluk: el yaklaştığı zaman su akmaya başlar ve el çekildiğinde durur. Yani musluğa hiç el teması olmadan eller yıkanır.

FRİ (Fr. Frit) PİŞİRME USULÜ: Kızgın bol yağda pişirme usulü. Fritözde pişirme usulü.

FRİTÖZ (Fr. Friteuse): Elektrik veya gazla çalışan, kızgın ve çok yağda kızartma işini yapan alet.

FÜME (Fr. Fumee): Duman; dumanla hazırlanan yiyecekler (som balığı füme, dil füme vb.).

GALETA UNU (Galeta tozu): Bayat ekmeklerin ezilip elenmesi ile elde edilen toz (pane yemeklerde kullanılır).

GANAŞ (Fr. Guanache): Pasta yapımında kullanılan çikolata kreması.

GARNİSAJ (Fr. Garnissage): Garnitürleme; yemeğin yanına veya içine garnitür koyma.

GARNİTÜR (Fr. Garniture): Her çeşit yemeğin yanında, üzerinde, etrafında, içinde verilen çeşitli yiyecek maddeler (taze fasulye, pilav patates, çilek vb.).

GASTRONOMİK (Fr. Gastronomique): İyi yemek yapma sanatıyla ilgili. Mesela; Gastronomik bir Restoran: Çok iyi yemek yenen bir lokanta.

GASTRİK (Fr. Gastrique): Şekeri karamela yaptıktan sonra, sirke ilavesi ile sulandırılmış kahverengi sıvı (dömiglastan tatlımsı sos yapmada kullanılır).

GASTRONOM (Fr. Gastronome): Yeme içme sanatıyla ilgili.

GASTRONOMİ (Fr. Gastronomie): İyi yemek hazırlama sanatı. Yemek sanat alanı.

GASTRONORM (G.N.) (Fr Gastro-Norme): Uluslar arası, standart ölçülerdeki mutfak araç-gereçleri (Gastronorm tepsi, gastronorm fırın vb.).

GATO (Fr. Gateau): Yaş pasta, normal pasta.

GEÇİRME: a- Soğuk veya sıcak sudan geçirme; soğutma veya sıcaklaştırma. b- Süzgeçten geçirme, süzme. c- Elekten, süzgeçten, mikserden geçirerek ezme usulü.

GELİŞİ GÜZEL DOĞRAMA: Şekline bakılmaksızın rasgele doğrama yöntemi. Amacın, sadece, parçalamak olduğu ve parçaların büyüklüğünün önemi olmayan doğrama şekli.

GERİDON (Fr. Gueridon): Salonda, üzerinde müşteriye yemek servisi yapılır. Garsonun, servis anında, üzerinde porsiyonlama, hazırlık ve dağıtım yaptığı küçük tezgah veya masa.

GEVREK: Kolayca kırılıp ufalanan.

GEVŞETME: Yumuşatma. Sulandırma.

GEZDİRMEK: Bir şeyi başka bir şeyin üzerine dolaştırarak dökmek.

GLAS DÖ VİYAND (Fr. Glace de viande): Dömiglas veya başka bir et suyunu kaynatarak çektirme sonucu elde edilen sos özü (yemeğe tat vermek için biraz glas dö viyand ilave edilir). Dömiglastan iki defa daha kuvvetli ve lezzetli bir et hülasası.

GLAS ROYAL (Fr. Glace royal): Yumurta akı, 2-3 damla limon suyu ve pudra şekeriyle yapılıp pastaların üzerini süslemeye ve pastacılık dekoru yapmak için kullanılan bir süsleme unsuru.

GLASAJ (Fr. Glaçage): Glase yapma usulü, parlatma, cilalama. Kuvertürle pastanın üzerini kapama.

GLASE (Fr. Glacé): a-Arpacık soğan, havuç ve şalgamı şeker, tereyağı ve az su ile pişirme usulü. b-Etler için; bir eti, kendi sosu ile ıslatarak parlatma usulü. c- Pastacılık için; bazı deserlerin (tatlıların) üzerine pudra şekeri dökerek salamandrada gra

GLİKOZ: Koyu şuruba benzer şeffaf şeker. Tatlı şurubunda ve birçok pasta yapımında kullanılır.

GLÜTEN: Unda bulunan yapışkan proteinli madde. Hamurun özlü olmasını ve mayalanarak iyi kabarmasını sağlar.

GÖCE: Arpadan yapılmış bir bulgur türü.

GÖMLEK YAĞI: Tef yağı. Hayvanların karın kısmında bulunan ince tülbent biçimindeki yağ tabakası.

GRANÜLE (Fr. Granulee): Tel şehriye biçiminde, çikolata ve çeşitli renklerde, hazır satılan, pasta süsleme unsuru.

GRATEN (Fr. Gratin): Üzeri, salamandrada kızartılmış yemek; ogreten.

GRATİNE (Fr. Gratiné): Bir yemeğin üzerini, hararetli ateşte kızartma usulü.

GRATİNE YAPMA: Yemeğin veya yiyeceğin üzerini salamandrada veya fırında kızartmak.

GRİYE (Grillé) PİŞİRME USULÜ: Bir yemeği ızgarada pişirme yöntemi, közleme.

GURMAND (Fr. Gourmand): Çok yemek yiyen kimse. Obur.

GURME (Fr. Gourmet): Yemek ve şarap tadından iyi anlayan kimse. Yemek yeme sanatını bilen kişi.

HAPSETME: Bir malzemeyi bir yiyeceğin içine koyup sıkıca kapatma işlemi. Mesela; mantının içi hamurun içine hapsedilir.

HARÇ: Garnitür, sos, iç veya pişirme suyu olarak, ayrı bir kapta hazırlanıp yemeğin üzerine veya içine karıştırılan unsur.

HARENG: Ringa balığı türünden bir balık. Lakerda gibi salamura olarak satılır.

HAVAN: İçinde bir şey dövülüp ufalanmaya yarayan çukur kap.

HAVANELİ: Havanda bir şeyi dövmeye yarayan tokmak.

HELVANE veya HELVAHANE: Dibi, mayonez tenceresi gibi, tümsek tencere. Kevgirle kavurma işlerinde çok kullanışlıdır.

HİNT BİBERİ: Köri veya küri baharatı.

HOLLANDEZ SOS: Yumurta sarısı, tereyağı ve limon suyu ile yapılan sıcak sos.

HOŞAF: Kuru meyve (üzüm, incir, erik, kayısı vb) kompostosu.

ISI: Sıcaklık.

ISI ETKİSİ: Sıcaklık etkisi. Yemek pişirmede kullanılan ısının 3 çeşit etkisi vardır; Konsantrasyon, Yayılma ve karışıktır. Konsantrasyonda ısı dıştan içe hızlı ve yoğun şekilde etkiler. Yayılmada ısı yavaş yavaş yayılarak yiyeceğin içine işler. Karışıkta

ISLATMA: a- Bazı pasta (pandispanya, bisküvi, baba tatlısı vb) unsurlarını, şerbet, likör gibi tatlandırıcı bir sıvıyla ıslatarak yumuşamalarını sağlama. b- Bakliyat türü ve kuru yiyecekleri, yumuşamaları için, bir gün önceden veya bir müddet bol suyun iç

İB veya ib: İsteğe bağlı; ölçü arzuya göre ayarlanır.

İÇ YAĞI: Hayvansal yağ. Karın boşluğu yağı. Etlerdeki yağ.

İFTARİYE: İftar için hazırlanmış çerez ve yiyecekler.

İFTARİYELİK: Ramazanda iftar açmak için, ilk ağızda, yenileceklerin ve içileceklerin tümü.

İĞDE: Zeytin biçiminde, kabuğu kırmızıya benzer, içi beyaz unlu, tadı mayhoş kuru yemiş.

İKİNCİ KATEGORİ ETLER: Birinci kategori etlerden sonra gelen et parçaları (but, kol).

İLİSTİR: Yayvan metal süzgeç.

İNSTANT: Anlık, hazır, derhal.

İRAN PİRİNCİ: Bir basmati pirinci türü. İnce uzun kokulu pirinç. Çilav yapımında kullanılan pirinç.

İSLİM: Buhar.

İZOTERM ARAÇLAR: Sıcak veya soğuk muhafaza eden ekipman, araç vb.

JAMBON (Fr. Jambon): Domuzun; tuzlanarak, dumanlanarak veya başka yöntemle hazırlanan ve dilimler halinde kesilerek servis yapılan soğuk budu. Ayrıca, tavuk, hindi ve dana etinden de yapılabiliyor ve şarküteri ürünü olarak satılır.

JELATİN (Fr. Gelatine): Aşçılıkta ve pastacılıkta kullanılan, soğuduktan sonra donan (pıhtılaşma görevi yapan) madde; yaprak veya toz şeklinde satılır.

JENUAZ (Fr. Genoise): Pandispanya (8 yumurta, 250 gr şeker ve 250 gr un).

JÖLELİ CİLA: Tartların üzerine sürülen jelâtinli ve şeffaf kuvertür. Küçük paketler içinde, marketlerde satılmaktadır.

JÜ (Fr. Jus): Pişerken, etten veya tavuktan, pişme kabına, akarak sertleşen (sük) yemek suyunun sulandırılmasıyla elde edilen sulu, kahverengi sos; et fırında kızartıldıktan sonra, etin piştiği tepsiye biraz aromatik malzeme ve su konup kısa süre kaynatıl

JÜLİYEN (Fr. Julienne): Sebzeleri saman şeklinde doğrama usulü

KABA ET: Kemiksiz et. Kemiksiz but eti.

KADRİYE (Fr. Cadrille): Izgara olacak malzemenin, kızgın ızgara üzerine konup, ızgara demiri izi ile dağlanarak süslenmesi usulü.

KAHVERENGİ DANA FOND: Kahverengi kemik suyu. Dana kemiklerini fırında kurutarak (kızartarak) ve içine aromatik malzeme ilave edip uzun zaman kaynatarak elde edilen, kahverengi ana sos. Dömiglas.

KAHVERENGİ VE KOYU DANA FOND: Dana kemiklerini fırında kurutarak (kızartarak) ve içine aromatik malzeme ilave edip uzun zaman kaynatarak elde edilen, kahverengi koyulaştırılmış (bağlanmış) ana sos. Dömiglasın koyultulmuşu.

KAKULE: Zencefilgillerden ıtırlı bir bitki. Tohum olarak veya dövülmüş baharat olarak kullanılmaktadır.

KALORİ: Normal ortamda, 1 litre suyun sıcaklığını 15 dereceden 16 dereceye çıkarmak için gereken enerji miktarıdır. Bu ölçü ünitesi, genelde, günlük alınacak besin kalorileri için kullanılır ve kilo kalori olarak da anılır.

KALSİYUM: Kemiklerin oluşumunu sağlayan ana mineral madde. 1.inci yiyecekler grubunu teşkil eden yiyeceklerin bileşik ana mineral maddesi.

KANALAÇMA: Limon, portakal, salatalık gibi malzemelerin kabuğunu (süsleme için) bir aletle (kanalör) alacalı şekilde soyma usulü.

KANALÖR (Fr. Canaleur): Kanal açma aleti. Süs için sebze ve meyvelere kanal açar.

KAPAMA: Taze soğan, marul yaprağı, havuç ve kereviz yaprağı veya dalı ile su içinde pişirilen porsiyonluk kemikli kuzu eti yemeği. Bir nevi sebzeli kuzu eti haşlaması.

KAPLAMA ÇİKOLATA: Kuvertür çikolata.

KARAMELA: Ateşte (170°) eriterek rengi kahverengiye dönüştürülmüş şeker; erimiş (kahverengi) şeker.

KARBONHİDRAT: Enerji veren, şekerli kimyasal besin maddeleri. 4.üncü yiyecekler grubunu teşkil eden yiyeceklerin bileşik ana besin maddesi.

KARKAS: Kasaplık hayvanların kesimden sonraki bütün hali. Dana ve sığırlar yarım karkas, kuzu ve koyunlar kasaplara bütün karkas olarak satılır. Yani, derisi yüzülmüş, işkembesi çıkarılmış ve sakatatları alınmış bütün ve kemikli et.

KASAP İPİ: Düzgün kalmaları için, kasapların kanatlı ve roti olacak etleri bağladığı veya sardığı ip. Etin üzerine sarılan ip.

KASNAKLI KALIP: Altı çıkarılıp takılabilir pasta veya kek kalıbı. Kek, pandispanya ve tatlıların, piştikten sonra, kalıptan kolay çıkmasını sağlar.

KASROL (Fr. Casserole): Küçük, saplı tencere (araç ve gereç resimlerine bakınız).

KATI HAMUR: Kulak memesi yumuşaklığında hazırlanmış hamur.

KAVURMAK: Karıştırarak kızartma işlemi.

KAYISI JÖLESİ: Sarı şeffaf pasta turta kuvertürü.

KAZEİN: Sütte bulunan protein maddesi.

KEŞ: Torba (süzme) yoğurdundan yapılan (parmezana benzer) sert peynir (makarnalarda kullanılır).

Kg: Kilogram.

KIVAM: a- Koyuluk derecesi, b- Bir şeyin en uygun zamanı veya noktası (şurubun kıvamı ne sulu ne koyu olsun).

KIYMAK: a- Eti makineden çekmek. b- Maydanozu ince parçalara doğramak. c- Sebzeleri, yarım ay şeklinde, çok ince kesmek, doğramak.

KIZARTMA YAĞI: Yüksek ısıya ve defalarca ısınmaya dayanıklı olan kızartmalarda kullanılan yağ türleri (şu anda Türkiye.deki en iyi kızartma yağı ay çiçek yağıdır).

KIZARTMA: Herhangi bir ısı yardımıyla, önce dış yüzeyinden başlayıp, kızartılarak pişirilen yiyecek. Susuz olarak, dış yüzeyini karamelleştirip, sonra, gerekirse su konup, pişmesi tamamlanabilir.

KİRŞ: Vişne veya kirazdan yapılan, su renginde olan alkol veya içki (pastacılıkta kullanılır).

KOAGÜLE (Fr. Coagule): Pıhtılaşma; pişerek donma veya katılaşma.

KOÇAN: Lahana, marul gibi sebzelerde, yaprakların çıktığı sert gövde.

KOMPOZİSYON: İçerik, içindekiler veya bir şeyi meydana getiren parçaların toplamı.

KONKASE (Fr. Concassée): Tavla zarı (küp) şeklinde doğrama usulü.

KONRT-NUA (Fr. Contre-noix): Sığır budunda bulunan, nuaya yapışık, et parçası.

KONSANTRASYON (Fr. Concentration): Yoğunluk. Dıştan içe pişirme biçimi.

KONTRFİLE (Fr. Contre-filet): Kesim hayvanlarında, bel kemiğinin but tarafındaki dikensi çıkıntının iki yanında bulunan et parçası.

KORNE (Fr. Corné): Mika. İnce yuvarlak kazıyıcı alet. Hamur, sos, krem vb kazımak ve sıyırmak için kullanılır.

KORNİŞON: Küçük salatalık (hıyar) turşusu.

KORSE (Fr. Corser): Bir şeyler katarak veya yaparak yemeğin tadını artırma.

KOST (Cost): Maliyet.

KOST KONTROL (Cost Controle): Maliyet kontrolü.

KÖFTER: Üzüm şırasıyla kaplanmış, sucuk biçiminde, ceviz içi.

KÖKLEŞTİRMEK: Hamurun içini doldurmadan önce, fırında kısmen veya tamamen pişirme işlemi. Tart ve tarta benzer yiyecekler için hamurun çökmesini, veya bozulmasını önlemek amacıyla yapılan bir işlem.

KÖPÜRTMEK: Yumurta beyazı, yumurta, ya da kremayı telle çırparak kabartma usulü (revani yapmak için yumurta ısıtılarak köpürtülür).

KÖZLEME: Odun kömürü ateşinde pişirme.

KREMANGLEZ (Fr. Creme anglaise): Vanilya sos. Yumurta sarısı, şeker ve sütten; pişirilerek yapılan sos (pasta ve deserlerin yanında sos olarak verilir).

KREM FREŞ (Fr. Creme freche): (bak. KREMA).

KREM PATİSİYER (Fr. Creme patissiere): Pasta kreması, sualenin içine konan krem.

KREM ŞANTİ (Fr. Creme Chantilly): Sıvı kremaya, şeker ve vanilya koyup, çırparak, elde edilen krema (tatlı ve pastalarda kullanılır). Aynı zamanda hazır toz kremşantiyle de yapılır.

KREMA TORBASI: Pastacıların kullandığı, içine krema veya başka bir şey koyup sıkma işine yarayan üçken torba. Ucuna çeşitli duylar (tırtıllı huni) takılır.

KREMA: Sıvı kaymak; sütün yüzünden toplanan yağlı katman.

KREMABÖR (Fr. Creme au beurre): Yumurta sarısı, koyu şurup ve tereyağından yapılan, pastacılıkta kullanılan krem.

KREMALAMA: Çorbaya veya sosa krema katma.

KRUTON (Fr. Crouton): Bir cm küp şeklinde veya yuvarlak dilim halinde kesildikten sonra kurutarak kızartılan ekmek parçaları. Genelde, çorba yanında ve salata üzerinde verilir. Çeşitli şekillerde kesilen ekmeklerin, yağda, salamandrada veya fırında kızart

KULİ (Fr. Coulis): Sıvı püre haline getirilmiş meyve veya sebze sosu. Genelde, deserlerin yanında verilen, meyve sosları için kullanılır.

KUP (Fr. Coupe): Kupa bardağı içinde servis edilen dondurmalı deserler (Peşmelba, belhelen vb.).

KUP BARDAĞI: Dondurma veya kup çeşitlerinin servisinde kullanılan geniş ve ayaklı bardak.

KURALLI İLERLEME PRENSİBİ: Mutfaktaki işlerin mantıklı şekilde yürümesi (erzakları teslim alma, depolama, hazırlama, pişirme ve dağıtım). Bu ilerleme olayında, hiç bir şekilde kirli, artık, çöp ve diğer kötü maddelerin yiyeceklerle ve yenmeye hazır gıdala

KUŞANE: Yayvan küçük tencere. Küçük helvahane tencere.

KUŞBAŞI DOĞRAMA: Yiyecekleri 1,5-2 santime, 1,5-2 santim büyülüğü civarında ve genelde, küp şeklinde doğrama yöntemi. Serçe kafası büyüklüğünde kesme veya doğrama.

KUVERTÜR (Fr. Couverture): Pasta, tatlı ve desertler üzerine, süs veya parlatma amacıyla sürülen veya kaplanan pastacılık unsuru.

KUYRUK SOKUMU: Sığır budunda, kuyruk kısmındaki, bulunan et parçası.

KUZİNE: Mutfakta, üzerinde yemek pişirilen ocak.

KÜF: Organik maddeler üzerinde nem ve ısı etkisiyle oluşan, bazen yeşil renkte ve pamukçuk görünümünde olan mantar.

KÜLBASTI: Kuzudan veya danadan yapılan, közde pişirilmiş, ince biftek.

KÜRİ-KÖRİ (Fr. curry): Hint baharatı; çeşitli baharatlardan yapılan ve Orta Asya.da, yemeklerde çok kullanılan bir baharat türü.

L: Litre.

LABADA: Doğal olarak yetişen yapraklı, yenebilir, sebze, bitki.

LABNE veya LABNE PEYNİRİ: Süzme yoğurda benzer, yumuşak, beyaz peynir.

LAKTOZ: Süt şekeri.

LAVAŞ: Mayalı hamurdan, tandırda pişirilen, pide türü, ince ekmek. Arap ekmeği.

LENGER: Yayvan ve kenarları, geniş, büyük bakır kap.

LİÇİ: Uzak doğuda yetişen, ceviz büyüklüğünde ve sert kabuklu bir meyve türü.

LİF: Taze fasulye, kereviz, kara turp, kuşkonmaz gibi bitkilerin kabuklarında bulunan iplikli kısım.

LİMON TUZU: Şurubun şekerleşmesini önlemeye yarayan kristal asit parçaları.

LİPİT veya LİPİD: Yağ.

LİPOZ: Pankreasın salgıladığı sindirim enzimi (salgısı).

LİYOFİLİZASYON (Fr. Lyophilisation): Yiyecekleri, modern kurutma yöntemi.

LOBİYE: Fasulye.

LOKUM: a- Şekercilerden alınan normal lokum. b- Evlerde; hamuru yağda kızartarak yapılan yuvarlak lokma.

LOP YUMURTA: Kabuğuyla, suda, içi katılaşıncaya kadar (çok iyi) pişirilmiş yumurta.

LÜSTRE (Fr. Lustrer): Bir fırça yardımıyla, yiyeceklerin üzerine erimiş tereyağı sürerek parlatmak.

 

 

MADALYON: Madalya şeklinde kesilmiş dilimler. Dana madalyon gibi, yani 1 cm kalınlıkta yuvarlak bonfile dilimleri.

MAHLEP: İdris ağacının koyu kırmızı renkte olan meyvelerinin elde edilmesiyle yapılan bir tür baharat.

MANDOLİN: Sebze kıymak, rendelemek veya kesmek için kullanılan profesyonel el aleti.

MANGO: Ekvatoral bölgelerde yetişen, patates büyüklüğünde, sarı bir meyve türü.

MARİNAD (Fr Marinade): Et, balık ve tavuğa; dinlendirmek, yumuşatmak ve tat vermek için, aromatik malzemelerle yapılan işlem (bir çeşit terbiye). Av hayvanı ve kırmızı etler için % 80 kırmızı şarap, % 20 sirke karışımına piyaz şeklinde kıyılmış soğan, hav

MARİNE ETMEK: a- şarap, sirke ve aromatik malzeme karışımının içinde yatırmak (av hayvanları ve kırmızı et için). b- anlık marinad: sıvı yağ, soğan suyu, baharat vb içine yatırarak tat ve lezzet elde edilir.

MARİZ (Fr. Marise): Kauçuktan yapılmış saplı sıyırıcı. Akıcı (sos, çorba vb) yiyecekleri sıyırmak için kulla-nılan alet.

MARJ (Fr. Marge): Eklenebilir pay ( Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan pay).

MARKET LİST: Pazar listesi. Bir mutfakta bulunan bütün yiyecek maddeleri içeren büyük bir liste.

MARMİT (Fr. Marmite): a- Kazan veya tencere. b- Kahverengi ya da normal et ve kemik suyu.

MARSALA: Tatlımsı kırmızı şarap. Sos yapımında kullanılır.

MAYA: Besinlerin mayalanması için kullanılan madde. Tek hücreli organizma.

MAYONEZ TENCERESİ: Dibi tümsek olan ve çırpma işlemine elverişli olan metal kap veya tencere.

METABOLİZMA: Canlı organizmada veya canlı hücrelerde hareketli, enerjiyi sağlamak için oluşan, biyolojik ve kimyasal değişmelerin bütünü. Sindirim sistemi.

METAL KAP: Çelikten, alüminyumdan, demirden veya bakırdan yapılmış kaplar; tencere, kasrol, tava vb.

MEYANE: Aynı miktarda un ve tereyağı kavrulup soğutulur (sosları koyulaştırmada kullanılır).

MEYVE JÖLESİ: Şeffaf pasta turta kuvertürü.

MIZIKMAK: Lapalaşma. Su alarak pörsüme. Sulanma.

MİJOTE (Fr. Mijoter): Hafif ateşte, ağır ağır kaynatarak pişirme usulü.

MİKROORGANİZMA: Gözle görünmeyen çok küçük varlık veya canlı.

MİKSER: Malzemeyi ezmeye, kıymaya, çekmeye yarayan alet.

MİLFÖY (Fr. Milfeuille): Yaprak hamurundan yapılan bir pasta. Yaprak hamuru.

MİNYONET: a- Kuzu filetosuyla yapılan bazı yemek isimlerinde kullanılır. Mesela; biberli kuzu minyonet, marsalalı kuzu minyonet vb. b- Ezilmiş veya kırılmış karabiber taneleri.

MİRPUA (Fr. Mirpoix): Fındık büyüklüğünde (tavla zarı şekli) doğranmış sebzeler; sos veya yemek yapımında aromatik tat için doğranan sebzeler.

MİZANPLAS (Fr. Mis en place): Yemek ya da servis için yapılan hazırlık.

MOL (Fr. Mole): Yumuşak. Katıyla cıvığın arası. Ekmek hamuru sertliğinde. Kulak memesi ile cıvık arası hamur sertlik derecesi.

MORİY (Fr. Morille): Kuzukulağı mantarı. Genelde, kurutulmuş olarak satılan pahalı bir mantar türü.

MÖRENG (Fr. Meringue): Çırpılmış yumurta beyazına şeker veya koyu şurup ilave ederek elde edilen kar şeklindeki (beze) yumurta beyazı; çeşitli yöntemlerle hazırlanan mörengler vardır: İtalyan, normal, İsviçre mörengi gibi.

MUSKAT: Muskat ağacı meyvelerinden elde edilen bir baharat türü. Fındık büyüklüğünde bir cevize benzer.

MÜHÜRLEME: Üzeri kuruyabilir, bazı sos veya yiyeceklerin üzerine çiğ tereyağı dokundurarak kabuk bağlamasını önleme yöntemi.

 

NARENCİYE: Portakal, limon ve greyfurt.

NATÜREL: Doğal.

NÖTR (Fr. Neutre): Tarafsız; sade.

NUA (Fr. Noix): a-Dana budundaki cevize benzeyen kemiksiz kaba et. b- Deniz ürünü olan tarakın yenen bölümü.

NUGA veya NUGATİN: Kırık veya file bademe karamela karıştırılmış pastacılık unsuru.

OGRATEN: Üzeri salamandrada veya fırında kızartılmış yemek veya yiyecek. Graten.

ONGLE (Fr. onglet): Sığırın karın boşluğunda bulunan, ciğere bağlı, bifteklik, lezzetli ve lifli, bir et parçası.

ORAN veya ORANTI: Yüzdesi. %. Bir şeyin oranı 10 ise, o şey, sayı olarak yüzde (%) 10.u dur.

ORDÖVR (Fr. Hors d.oeuvre): Yemekten önce sofraya getirilen soğuk veya sıcak yemekler; salata, meze, zeytin yağlı, kiş vb. Meze.

ORYANTAL: Şark yemekleri. Doğulu.

OSSOBÜKO: Dana inciğinden kesilen, porsiyonluk, kemikli ve yuvarlak et dilimi.

OTUZ DERECELİ ŞURUP: Tatlı şurubunun kıvam noktasıdır. Yani; 1 kg şeker ile 1 kg su kaynatılıp çektirilerek 1600 gr sıcak şurup elde edildiği zaman 30 dereceli şurup olmuştur.

OVALEKS: Pandispanya türü hamurların kabarması için hamura katılan katkı maddesi. evet

ÖLDÜRMEK: Kızgın yağda biraz kavurmak; börttürmek, yumuşatmak.

ÖN HAŞLAMA: Pişmeden önce yapılan çok kısa haşlama. Şok haşlama. Blanşi yapma.

ÖRDEK PALAZI: 4-6 aylık ördek yavrusu, genç ördek.

ÖZ SU: Et dokusunda bulunan lezzetli su. Sük.

ÖZLEŞTİRMEK: Hamuru iyice yoğurarak esnek (homojen) hale getirmek

PALAZ: Kaz, ördek, güvercin ve bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu

PANÇETA: Sığırın karın altı eti. Deriyle işkembe arasındaki ince et tabakası.

PANDİSPANYA: Bir çok pastanın temel malzemesi olan yumurta, şeker ve undan yapılan, sünger gibi yumuşacık bir kek.

PANE (Fr. Panee): Malzemeyi; sırasıyla, un, yumurta ve galeta unundan geçirme yöntemi (şinitsel, eskalop).

PARİZİYEN KAŞIĞI: Sebze ve meyvelerden, küçük top biçimli garnitürler veya süsleyiciler çıkarmak için kullanılan bir el aleti.

PASTA KARTONU: Bozulmaması için bütün pastaların altına konan ve sıvıdan etkilenmeyen sert karton.

PASTA KREMİ: Süt, yumurta sarısı, şeker ve undan yapılan ve pastacılıkta kullanılan krem (sualenin içine konan krem).

PASTA ÖRTÜLÜĞÜ: Kuvertür.

PASTÖRİZASYON: Yiyecek ve içecekleri saklama yöntemi.

PATAŞU (Fr. Pate a choux): Ekler, profitrol gibi tatlıların hamuru. Pişmiş hamur. Tulumba hamuru gibi.

PATDAMAND (Fr. Pate d.amande): Badem ezmesi.

PATE (Fr. Pâté): Genelde, malzemesinde, domuz eti ve kanatlılar ciğeri olan bir et ezmesi (ördek, ciğer, sülün vb. ezmesi gibi). Şarküteri ürünü.

PATOJEN: Hastalık oluşturan mikrop; zararlı mikrop.

PAVURYA: Bir cins yengeç. PAY (İng. Pie): Hamurdan, börek şeklinde yapılan, tatlı veya sade yiyecekler.

PAZI: a- Bir yufkalık hamur topağı veya beze. Hamurdan açılan kalın yufka. b- Ispanak cinsinden bir iri yapraklı bitki.

PEMBELEŞTİRMEK: Biraz kavurarak pembeleştirme, hafif kızarma yöntemi (soğan pembeleştirilir).

PESTİL: İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi.

PEŞMELBA (Fr. Peche-melba): Şeftali, ahududu sosu, dondurma ve kremşantiyle servis edilen bir kup.

PEYZAN DOĞRAMA ŞEKLİ: Sebzeleri ince piyaz şeklinde doğrama usulü.

PİKATA: Dana etinden dövülerek (4-5 mm) inceltilmiş yumuşak parça. Kişi başına 2 veya 3 pikata düşer. Kontrfileden, bonfileden veya trançtan kesilip yapılır. Sefa bifteği.

PİSBOĞAZ: Zamansız ve ayırt etmeden yiyen kişi. Obur.

PİŞME NOKTASI: Pişme esnasında, yiyecek bir maddenin piştiğini gösteren en uygun an.

PİŞME SUYU: Yiyeceğin içinde piştiği su. Salçalı su, et suyu, balık suyu veya herhangi bir su.

PİŞME SÜRESİ: Pişme başladıktan sonra, pişene kadar geçen, aktif, süre. Örneğin: kurabiye 190 derecede 20 dakika pişer. Fırının termostatı 190 a ayarlanır ve ön ısıtma yapılır. Fırının sıcaklığı 190 dereceye ulaşınca kurabiye fırına verilir ve pişme sürec

PİYAZ ŞEKLİNDE DOĞRAMA: Yarım ay biçiminde (yarım daire) incecik doğramak, kesmek.

POELEE (Fr. Poelée): Tava.

POELEE (Fr. Poelée) PİŞİRME USULÜ: a-Tavada pişirme yöntemi b- Derin bir tencerede, biraz su ve aromatik sebzelerle, iri parça yiyecekleri yavaş yavaş, kapak kapalı şekilde pişirme usulü (Poele usulü ördek veya hindi pişirme).

POMPAY (Fr. Pomme paille): Saman patates.

PORSİYON: Bir kişi için hazırlanan yemek veya parça.

PORTO: Portekiz.in meşhur, tatlımsı kırmızı veya beyaz şarabı; içki olarak veya soslarda kullanılır.

POŞE (Fr. Poché) PİŞİRME USULÜ: Malzemeyi sıvı içinde, kaynama derecesine yakın bir noktada, fakat kaynatmadan pişirme tekniği

38
0
0
Yorum Yaz